Unilever logo
Koronavirus (Covid-19) Bilgilendirmesi : Evde ve dışarıda alabileceğiniz hijyenik önlemler.

21.Yüzyılın Doğal Afeti: Kuraklık

Gelin kuraklık nedir, kuraklığın nedenleri nelerdir, kuraklık ve su tüketimi arasında nasıl bir ilişki vardır ve kuraklık nasıl önlenir gibi soruların yanıtlarını detaylıca inceleyelim.

Güncellenmiş

Reklam
AK Bank - Hemen Başvuru
Su Tasarrufu

Son yıllarda dünyada birçok şehrin alarm verdiği, çevre aktivistlerinin dilinden düşmeyen ve insan yaşamı için en temel ihtiyaçlardan biri olan suyun kıtlığına neden olan kuraklık hakkında neler biliyorsunuz? Gelin konuya detaylı olarak göz atalım.

Kuraklık Nedir? Kuraklık Neden Kaynaklanır?

Kuralık, atmosferde yağış oluşturacak kadar çok nem bulunmadığı dönemlerde gerçekleşen; yeryüzü ve yer altı sularının tedarikinde kıtlığa yol açan doğal bir iklim olayıdır. Tropikal iklim gibi bazı iklim döngülerinin doğal bir parçası olan kuraklık haftalarca, aylarca ve hatta yıllarca devam edebilir. Bugüne kadar dünyamızda kaydedilen en uzun süreli kuraklık Şili’deki Atacama Çölü’nde 400 sene boyunca devam eden kuraklıktır.

Aslında dünyanın birçok yerinde sistematik olarak gerçekleşen bu doğa olayı; günümüzde iklim değişikliği nedeniyle doğal nem dengesinin sağlanamadığı ve yağış rejiminin bozulduğu yerlerde öngörülemez zamanlarda, öngörülemez biçimlerde görülmeye başlanmıştır. Kasırga, gök gürültüsü veya fırtına gibi doğa olaylarının aksine meteorolojik olarak kuraklığın ne zaman oluşabileceğine dair uzun vadeli tahminler üretmek çok zor olduğu için de en büyük hasara sebep olan iklim olaylarından biri olarak kabul edilir. Kuraklığın etkileri, gerçekleştiği coğrafyanın hassasiyetine göre değişkenlik gösterir.

Yağışların normal seviyelerin altına inmesiyle başlayan kuraklık zamanla azalan yağışlar sonucu yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının seviyesinde gerçekleşen düşüşler sebebiyle toprakta ve su kaynaklarında kuraklıklar yaratabilir. Topraktaki bitki köklerinin yeterli nemi bulamayarak su ihtiyacını karşılayamaması ve dolayısıyla büyüyüp gelişememesi tarımda ürün verimlerini ciddi oranda düşürebilir. Bu noktada kuraklık sosyoekonomik tarafını gösterir. İnsan yaşamı için temel olan sebzeler, tahıllar ve baklagiller gibi pek çok ürün, talebin altında üretilebilir. Örneğin Türkiye’de 2007 yılında yaşanan kuraklık sonucunda tarım sektörü %7,3 küçülmüş ve hububat üretiminde %10 azalma gerçekleşmiştir.

Peki iklim değişikliği ile artık bir doğal afet olarak kabul edilen kuraklığın nedenleri ne? İşte bu nedenlerden bazıları:

  • Yağış Miktarının Azalması: Kuraklığın en temel nedeni yağış miktarının azalmasıdır. Kar, yağmur gibi yağışlar yeterli olmadığında toprak kurumaya, yeryüzündeki ve yeraltındaki su kaynakları azalmaya ve barajlar gibi su depoları boşalmaya başlar.

  • Yüksek Sıcaklık: Yüksek sıcaklık da kuraklığın bir diğer sebebidir. Yağış gerçekleştiğinde dahi yüksek sıcaklık nedeniyle hızla buharlaşan su, toprağın kurumasına neden olur. Bu durum yıllar boyunca tekrarladığında ise kuraklık denilince gözümüzde canlanan çatlamış, kupkuru yüzeyler meydana gelir.

  • Küresel Isınma: Küresel ısınma nedeniyle yağışların azalması ve sıcaklıkların normalin üzerine çıkması durumu kuraklığı tetikler. Bu nedenle küresel ısınma ile mücadele etmeden yalnızca kuraklık ile mücadele etmek yetersiz kalır.

  • Artan Nüfus: Hızla büyüyen nüfus da kuraklığa neden olan durumlar arasındadır. Bir bölgede artan nüfus, arz ve talep sorununa yol açtığında bu bölgelerde olması gerekenden fazla miktarlarda su harcanması kuraklık ve su kıtlığını tetikler.

  • Ormanların Tahrip Görmesi: Ağaçlar ve bitkiler atmosfere nem salgıladıkları için yağmurun oluşmasında oldukça önemli etkilere sahiptir. Ağaçların bilinçsizce kesilmesi, ormanlık alanların korunmaması gibi durumlar kuraklığa sebep olur. Orman yangınları ve kuraklık arasında karşılıklı bir nedensellik ilişkisi vardır. Orman yangınları kuraklığı arttırırken; kuraklık da orman yangınları için daha elverişli bir ortam hazırlar.

Kuraklık ve Su Tüketimi Arasında Nasıl Bir İlişki Var?

21. yüzyılda kuraklık belirli iklim kuşaklarına ait doğal bir iklim olayı olmaktan çıkıyor ve beklenmedik bölgelerde mevsim normallerinde sapma niteliğinde gerçekleşen bir doğal afet haline geliyor. Doğal iklim döngüsünde kuraklık olmayan coğrafyalarda küresel ısınmanın da etkisiyle kuraklık çok daha şiddetli deneyimleniyor.

İklim değişikliğinin etkileri sonucunda ülkemizde de yağış miktarları azalıyor ve kuraklıkla karşılaşma ihtimalimiz artıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne göre ülkemizde yağış miktarı her geçen yıl azalmaya devam ediyor. Öyle ki 2020 yılının sonbahar yağışlarında normale göre %53 azalma gözlemlendi; Ege ve Karadeniz Bölgeleri’nde son 40 yılın en düşük yağışlı sonbaharı yaşandı. Bu da ülkemizin su kaynaklarının tükenme tehlikesi altında olduğunu gösteriyor. Yağışlarda beklenenden uzun süre düşüş yaşanmasının yanı sıra su kaynaklarının aşırı kullanımı gibi su tüketimini ilgilendiren diğer faktörler de kuraklığın etkilerini çoğaltıyor.

Kitlesel ve bireysel ölçeklerde savurgan su tüketimi, mevsimsel yağışların gerçekleşmemesiyle karşı karşıya kalınan susuzluğu daha da arttırıyor. Başta İstanbul olmak üzere tüm büyükşehirlerimizin deneyimlediği kuraklık ve karşı karşıya kaldığı susuzluk tehlikesine karşı siz de ev temizliğindeki ve günlük alışkanlıklarınızı değiştirerek su kaynaklarımızın korunmasına destek olabilirsiniz.

Evinizde su sızdıran hatalı tesisatları tamir etmek, gereksiz yere sifon çekmemek ve yanlış kullanımda büyük miktarlarda su israfına sebep olabilen ev ve çamaşır temizliğini doğru bir şekilde yapmak gibi pek çok tasarruf yöntemini uygulayarak bireysel olarak susuzlukla mücadele edebilirsiniz.

Bu konuda birçok tasarruf yöntemini derlediğimiz “Evde Su Tasarrufu Nasıl Yapılır?” yazımızı okuyarak en etkili tasarruf yöntemlerini detaylıca öğrenebilirsiniz.

Aslen yayınlandı